5 Nisan 2011 Salı

Bir Özcan Deniz getirisi.. Depersonalizasyon..

24yaşında yaşamaması gerektiğini düşünen ve yapması gereken tek şeyin bu düşünceden kurtulmak olduğunu bilip yinede çaresiz,eli kolu bağlı,düşünceleri içine hapsolup kalmış biri için 'boşluk' kelimesi cuk oturur.
Değişmesi amaçlanan şeyler karmaşası diye de bir şey var.. Değişmeyeceğini bile bile değiştirmek için çabaladığı değerlilerin, başaramadıklarının altında ezim ezim ezildiğini gördüğünde iyi niyetlerini kendine siper etmesi cabadan başka hiç bir şey değil..
Orta-Lise dönemlerinden kalma,derme çatma bile olsa 'aile' kavramının insanın yüzüne küçük bir tebessüm olup düştüğü 'güven' hissi ve bir kelebek psikolojisi ile değilde,hani tam okul bitip 'şimdi ne bok yicez?' durumunun tam ortasında hayata dair maddesel tüm sorumlulukların omuzuna yüklendiği an kapana kısılan ruhun darılmış,kırılmış,bitmeye yüz tutan tarafı ile düşündüğümde anladım ben 'sevgi'nin ne demek olduğunu.. Hayır.O an değil;o psikolojideyken demek istedim.O kadar zor öğrenince uygulamaya geçirmeside bir o kadar zor oldu hep..Kendini beğenmişlikten değil,korkudan yapılan hatalar..
Bedenime küçük gelen kalbimde biriktirdiğim sevgimi belli dönemlerde tatmin olmak isteyince ihtiyaç olarak 'nefes alsın yeter' mantığı ile önüne gelene boşalma çabasını tek gecelik ilişkilere benzetiyorum..Ticaret bitince herkes yoluna..Kalbim ve sevgimin düzenli ilişkilere ihtiyacı var..
Bütün bu saçmalıkların çıkmasının tek sebebi aslında varoluşundan değil;Özcan Deniz dinliyorum hepsi bu.Kapatınca geçicek..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder